Adres
Başakşehir/İstanbul 34480
Adres
Başakşehir/İstanbul 34480

İslamofobi, son yıllarda dünya genelinde yaygınlaşan bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu terim, Müslümanlara yönelik önyargı, nefret ve ayrımcılığı ifade eder. Günlük hayatta ve içtimai münasebetlerde ciddi rahatsızlıklara yol açan İslamofobi, Müslümanların hayatlarına derinden etki etmektedir. Bu mesele ile yüzleşmek, sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık için mühimdir. Bu yazımızda İslamofobinin sebepleri ve mücadele yollarının üzerinde duracağız.
İslamofobinin kökenleri, tarihsel, siyasi ve kültürel birçok sebebe dayanır. Tarih boyunca, Haçlı Seferleri’nden sömürgecilik dönemine, 11 Eylül saldırılarından sonra artan korkulara kadar birçok olay, İslamofobik tutumların oluşumunda etkili olmuştur. Özellikle Batı’da İslamofobi çok yaygın hale gelmiştir. Bu durumu Filistin-İs*ail savaşı ile Rusya-Ukrayna savaşı üzerinden ispat edebiliriz. Aralarında fazla zaman farkı olmamasına rağmen Rusya-Ukrayna savaşında işgale ve zulme ses çıkaran ülkeler ve kurumlar, söz konusu Filistin ve Gazze olunca akıl almaz bir sessizliğe bürünmüş ve hatta bazısı işi, işgalci güçleri desteklemeye kadar götürmüştür. Medya da bu önyargıların yayılmasında büyük rol oynamaktadır. Filmler, haberler ve televizyon programları, çoğu zaman İslam’ı ve Müslümanları yanlış ve olumsuz bir şekilde yansıtarak bu önyargıların pekişmesine katkıda bulunur.
Eğitim, bu mücadelenin belki de en esaslı taşıdır. Toplumun İslam hakkında doğru ve donanımlı bilgiye vakıf olması, önyargıların kırılmasında hayatî bir rol oynar. Mesela genelinin gayrimüslimlerden oluştuğu bir toplumda bir çocuk okula başladığında sınıf arkadaşlarından birisinin Müslüman olması koşulunda, eğer öğretmeni o Müslüman çocuğun inancını ve kültürünü doğru bir şekilde anlatırsa, diğer çocuklar bu konuda daha bilinçli olmuş olur. Almanya’da “Hermann-Ehlers-Schule” gibi bazı okullar, Müslüman öğrencilerin kendi dinlerini tanıttığı hususi günler tertip etmektedir. Bu tür faaliyetler, öğrencilerin birbirlerini daha iyi anlamalarında ve önyargılarını aşmalarında önemli bir eşiktir. Ayrıca, üniversitelerde düzenlenen seminerler ve konferanslar da bu hususta mühimdir. İslamiyet’in barış ve kardeşlik dini olduğunun altını çizen akademik çalışmalar, önyargıların kırılmasına büyük katkı sağlar.
Medya, bu önyargıların yaygınlaşmasında büyük bir tesire sahiptir. Ne yazık ki, medya ekseriyetle İslam’ı yanlış ve tahrif edilmiş bir şekilde yansıtmaktadır. Bu durum, insanların zihinlerinde menfi bir İslam imajı oluşmasına neden olmaktadır. Fakat bu, değiştirilemez bir vaziyet değildir. Amerika Birleşik Devletleri’nde “Dean Obeidallah” ve “Dalia Mogahed” gibi tanınmış bazı Müslüman gazeteciler ve yazarlar, medya aracılığıyla İslam hakkında doğru malumatı yaymak için çalışmaktadır. Bir nevi cihat hükmünde olan bu çalışmalara sosyal medya platformlarında da rastlamaktayız. Müslüman gençler, YouTube, Instagram ve Twitter gibi platformlarda İslam’ı doğru tanıtan ve İslamofobik içeriklere karşı mücadele eden alternatifler üretmektedirler. Bu noktada “Bayyinah Institute”, “ILMFeed” ve “Talk Islam” kanallarının çalışmaları takdire şayandır. Özellikle Nouman Ali Khan gibi bir alimin önderliğini yaptığı Bayyinah Institute, YouTube videolarında önemli etkileşimler almıştır. Bu sayede, geniş kitlelere ulaşarak hakikati yaymak mümkün hale gelmektedir. Bu tür faaliyetler, İslam’ın doğru tanıtılmasına önemli katkıda bulunurken, Efendimiz’in (s.a.v.) “Bir insanın hidayetine vesile olmak yüz kızıl tüylü deveden veyahut üzerinde güneşin doğup battığı bütün toprakların fethinden daha hayırlıdır.” müjdesine de mazhar olmak için büyük bir fırsattır.
Hukuki mücadele, İslamofobik saldırılar ve ayrımcılıklar karşısında es geçilmemesi gereken bir noktadır. Hayatın her noktasında olduğu gibi, islamofobik fiillerin de cezasız kalmaması, bu tür davranışların caydırıcı olmasını sağlar. Müslüman bireyler, hukuki haklarını bilmeli ve haklarını müdafaa etmek için gerekli adımları atmalıdır. Maalesef Müslümanların önemli bir kısmında bulunan mazlum psikolojisini yenmek için de hukuk, bir kilit taşı hükmündedir. Mesela, İngiltere’de “Muslim Lawyers Association” ve “Tell MAMA” gibi bazı Müslüman sivil toplum kuruluşları, İslamofobik saldırılara maruz kalan bireyler için hukuki destek sağlamaktadır. Bu tür teşebbüsler hem mağdurların haklarını korumakta hem İslamofobik davranışları engellemekte ve en önemlisi Müminleri cesaretlendirmektedir.
Pozitif rol modeller, bu mücadelede mühim bir yer tutar. Günümüzde maalesef alimler, bilhassa gençler üzerinde ünlü insanlar kadar etkili değildir. İş dünyasında, ilim ve irfan sahasında, sanatta ve sporda başarılar elde eden Müslümanlar, İslamofobik önyargıların kırılmasına yardımcı olabilirler. Örneğin son zamanlarda gayrimüslim ülkelerde, tuttuğu takımdaki Müslüman bir futbolcudan ötürü İslam’ı araştırıp Müslüman olan, Müslüman olmasa bile yanlış önyargılarını kıran insanların hikayelerini okumaktayız. Bu muvaffakiyetler, Müslümanların cemiyete olan katkılarını göstermekte ve yanlış telakkileri yıkmaktadır. Pozitif rol modeller, genç nesillere de ilham kaynağı olabilir ve içtimai bütünleşmeyi kuvvetlendirebilir.
Netice olarak, İslamofobiyle etkin mücadele, yalnızca Müslümanlar için değil, bütün insanlık için mühim bir vazifedir. Eğitim, medya ve iletişim stratejileri, hukuki mücadele ve örnek rol model gibi yöntemlerle bu yanlış algılarla mücadele etmek mümkündür. Müslüman toplumlar, İslamofobiye karşı faal bir duruş sergileyerek, daha adil ve hoşgörülü bir dünya inşa edebilirler. Bu mücadelede herkesin katkısı kıymetlidir ve birlikte hareket etmek, küçük bir kartopunun büyük bir çığa dönüşmesi misali daha kuvvetli ve tesirli neticeler doğuracaktır. İslamofobiyle mücadelede muvaffakiyete ulaşmak için, her ferdin ve müessesenin üzerine düşen vazifeyi ifa etmesi gerekmektedir. Bu sayede, toplumda barış ve huzur temin edilebilir, önyargılar ve nefret izale edilebilir. Cenab-ı Hak bizi bu mücadelede faal ve muvaffak eylesin. Selam ve dua ile…