Adres
Başakşehir/İstanbul 34480
Adres
Başakşehir/İstanbul 34480

İlk yayımlanma: Lost Islamic History — Firas AlKhateeb
İtalya Yarımadası’nın güney açıklarında yer alan Sicilya adasında Müslümanların uzun süren egemenliği unutulan bir gerçektir. Müslüman yöneticiler bu adada 200 yıldan fazla hüküm sürdü ve önemli bir Müslüman nüfus burada yaşamını sürdürdü. Bu yazı, Aglabîler Döneminde Sicilya’da İslam’ın yükselişini, adanın sonraki Müslüman yönetimini ve nihayetinde 11. yüzyılda gerçekleşen Norman işgalini inceleyecektir.
Aglabîlerin Kuzey Afrika’daki Hakimiyeti
Kuzey Afrika’daki Müslüman fethi, Hz. Muhammed ﷺ döneminden beri devam eden Müslümanlarla Bizans (Doğu Roma) arasındaki savaşların bir uzantısı olarak görülebilir. Hz. Ömer’in (r. 634-644) halifeliğinde Mısır ve günümüz Libya’sının doğusu fethedildikten sonra, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde askeri faaliyetler yavaşladı. Ancak miladî 661’de Hz. Muaviye’nin liderliğindeki Emevîler döneminde yeniden hız kazandı. 7. yüzyılın sonlarına doğru Musa bin Nusayr komutasındaki İslam orduları Atlantik kıyılarına kadar ulaştı.
Fakat Emevîlerin Kuzey Afrika’daki hakimiyeti oldukça kırılgandı. Kıyı şehirleri kontrol altında olsa da iç bölgelerde yerli halk olan Berberiler (Amazigh) hâkimdi ve Emevî otoritesini her zaman tanımıyorlardı. 750’deki Abbâsî Devrimi’yle birlikte bu bölgedeki özerklik daha da arttı; Abbâsîler başkenti Bağdat’a taşıdı ve yönetimi merkezileştirdi.
Bu uzak bölgeyi doğrudan yönetmenin zorluğu nedeniyle Abbâsîler, 799 yılında Kayrevan (bugünkü Tunus’ta) merkezli yarı özerk bir hanedan kurmasına izin verdikleri İbrahim bin Aglab’ı vali olarak atadılar. Aglabîler, Emevîler gibi yayılmacı değildi; daha çok ordu içindeki Arap-Berberi çatışmalarını ve iç dengeyi yönetmeye odaklandılar.
Sicilya’nın Fethi
800’lerin başındaki karışıklıklar Sicilya seferine zemin hazırladı. İlk olarak, Bizans’a karşı isyan eden deniz komutanı Euphemius 826’da Aglabî sarayına sığındı. Neden isyan ettiği kesin değildir. Aglabî Emiri 1. Ziyâdetullah, miladî 817’de Bizans’la yapılmış bir barış anlaşması olduğu için başta bu fikre sıcak bakmadı. Ancak devreye giren bir başka isim, fıkıh âlimi Asad bin el-Furat, işin seyrini değiştirdi. İmam Mâlik’in ve Ebu Hanife’nin talebeleriyle eğitim almış olan bu alim, halk nezdinde saygındı ama emir için potansiyel bir tehdit oluşturuyordu. Bin el-Furat ise adaya sefer düzenlenmesi gerektiğini savunuyor, çünkü Bizanslılar Müslüman tüccarları esir alarak barış anlaşmasını ihlal etmişti.
Sultan Ziyâdetullah için bu fırsat bulunmaz nimetti: Hem Bizans’ı zayıflatabilir hem de potansiyel muhalifleri “kaybedeceği” bir sefere göndererek kurtulabilirdi. Ama sefer beklentilerin çok ötesinde başarılı oldu. 827 Haziran’ında yola çıkan 10.000 kişilik ordu kısa sürede Sicilya kıyılarına ulaştı. Yapılan ilk savaşta Bizans ordusu geri çekildi, ama Palermo kuşatmasında Asad bin el-Furat hastalıktan öldü. Ordunun morali düşse de 830’da Endülüs’ten gelen takviye birlikler Müslümanlara tekrar ivme kazandırdı. Palermo kuşatması bu sefer başarıyla sonuçlandı.
Artık Sicilya, Aglabî emirliği için bir eyalet statüsü kazandı. Hükümet ve ekonomi kuruldu, yönetim Kayrevan’daki düzene benziyordu. Müslümanlar İslami hukuka, gayrimüslimler ise kendi hukuklarına göre yaşadı. Gayrimüslimler cizye ve haraç, Müslümanlar ise zekât ve toprak vergisi ödüyordu.
Fatımî Hakimiyeti
900’lerin başında Abdullah el-Mehdi adında bir kişi, Peygamber soyundan geldiğini iddia ederek Şiî İsmailî topluluğunun imamı olduğunu ilan etti ve Fatımîler Devleti’ni kurdu. Kuzey Afrika’da Aglabîleri yıkarak 909’da Kayrevan’ı ele geçirdi. Sicilya da Kayrevan’a bağlı olduğu için bu değişimden etkilendi. Sicilyalılar özerklik için bir temsilci gönderse de bu kişi hapsedildi ve yerine Fatımîlerin atadığı Şiî bir vali gönderildi. Bu, Sünnî nüfusun tepkisini çekti.
Yeni getirilen hums (gelirin beşte birini imama verme vergisi) gibi ağır uygulamalar halkı ayaklandırdı. 913’te başlayan isyan kısa süreli başarı kazansa da 918’de bastırıldı. 937’de başlayan ve 939’da tüm adaya yayılan bir başka isyan ise, Fatımîler tarafından katliamlarla bastırıldı. Yerli halk sürüldü, yerine Fatımî yanlısı Kuzey Afrikalılar yerleştirildi. Sonunda 964’te Fatımîler, Hasan el-Kalbi’yi adaya vali atadı. Böylece Kalbî Hanedanı kuruldu ve 100 yıl boyunca Fatımîlere bağlı olarak yönetimi sürdürdü.
Bu dönemde doğu Sicilya fethedildi ama mezhebi baskılar, Berberi-Arap gerilimi ve sosyal eşitsizlikler adadaki huzursuzluğu arttırdı.
Normanlar ve Müslüman Sicilya’nın Sonu
On birinci yüzyılın başında Kalbî emiri el-Ahal, adayı savunmak için yeni vergiler getirdi. Ancak bu halkı daha da öfkelendirdi. Kuzey Afrika’daki Zirîler’den yardım isteyen bazı ileri gelenler 1036’da onları davet etti. Zirîler Palermo’yu ele geçirip el-Ahal’i öldürdü, fakat halk kısa sürede bu yabancı yönetime isyan etti ve onları geri püskürttü. Böylece Sicilya, merkezi yönetimi olmayan, yerel komutanların egemen olduğu küçük beyliklere bölündü. Endülüs’teki Taife Dönemi’ne benzer bir süreç yaşandı.
Bu da tıpkı Endülüs gibi, Hristiyan güçler için bir fırsattı. Kuzey Avrupa’dan gelen Normanlar, askeri başarılarıyla bilinen bir hanedandı. Güney İtalya’yı kontrol ediyorlardı ve 1052’de Sicilya’ya saldırdılar. Zirîler yardım edemedi çünkü hem iç karışıklıklarla boğuşuyorlardı hem de Sicilyalı Müslümanlar artık dış yönetimi istemiyordu.
1065’e kadar adanın büyük kısmı Normanların eline geçti. Palermo 1072’de, Siraküza 1085’te, son kale olan Noto ise 1090’da düştü. Endülüs’te olduğu gibi, fetih sonrası adada çok sayıda Müslüman yaşamaya devam etti. Norman Kralı Roger II (1130–1154) döneminde nisbeten hoşgörü hâkimdi. Ünlü coğrafyacı İdrisî, bu dönemde Tabula Rogeriana (Kitab ül-Roger) adlı atlasını tamamladı.
Ancak zamanla Haçlı Seferleri’nin etkisi, adadaki isyanlar ve Avrupa’daki İslam karşıtı havayla birlikte Müslümanlara yönelik baskılar arttı. 1189’da Palermo’da Müslümanlar katledildi. 1199’da Papa III. Innocent, Sicilyalı Müslümanları “devlete düşman unsurlar” ilan etti. 12. ve 13. yüzyıllarda binlerce kişi sürgün edildi ya da hicret etti. 1266’da son Müslümanlar da adadan çıkarıldı. Böylece Sicilya’daki 400 yıllık İslam tarihi sona erdi.