GEEKLERİ NEDEN ÖLDÜRMELİYİZ

“Geek” kelimesi, etimolojik olarak Almancadaki -burası önemli- geck (ahmak, budala) kelimesine dayanır. 19. yüzyılda ABD’de, panayırlarda canlı hayvan yiyen “ucube” göstericilere “geek” denilirdi. Zamanla bu kullanım değişerek, ana akım kültüre uzak, belli bir alanda aşırı bilgi biriktirmiş kişileri tanımlamaya başladı. Özellikle 20. yüzyılın sonlarında bilgisayar, çizgi roman, fantastik kurgu gibi alanlarla ilgilenen ve çoğunlukla asosyal olarak kodlanan bireyler için kullanılan bir kimlik ifadesine dönüştü.

Bugün “geek” terimi, kültürel olarak Batı merkezli bir yaşam tarzını ve entelektüel ilgileri temsil eder. Geekler, popüler bilim, dijital kültür, çizgi roman evrenleri, Hollywood sineması, teknoloji ve oyun endüstrisi gibi alanlarda derinlemesine bilgi sahibidirler. Bu bağlamda geeklik, artık bir alt-kültür değil; küresel kültür endüstrisinin yaygınlaştırdığı yeni bir merkezî kültür formudur. Ancak bu yeni kimlik sadece bir kültürel ilgi alanını değil, aynı zamanda bir dünyaya bakış tarzını da beraberinde getirir.

Geek figürü, Türk modernleşmesinin kültürel sonuçlarını en açık biçimde temsil eden örneklerden biri ve Fatih Öztürk’ün sitemizde yayınlanan “Türk kültürsüzleşmesi” yazısında bahsedilen öz kültürünü kaybetmiş insan tipinin vücut bulmuş hâlidir. Türkiye Devleti sınırları içinde yaşıyor olmaları ve anadillerinin Türkçe olması haricinde ne Türk kültürüne ne de İslam medeniyetine dair en ufak aidiyet hissiyatları bulunmaz. Dine ve millete dair bilgi sahibi olmadıkları gibi, sahip oldukları sınırlı bilgiler genellikle Batılı kaynakların çarpıttığı versiyonlardır. Bu yüzden Türk yaşantısına mesafeli, hatta zaman zaman küçümseyici bir tavır takınırlar.

Bu bireyler, Amerikan iç siyaseti üzerine detaylı analizler yapabilir, woke kültürü üzerine uzun cümleler kurabilirler ve çoğu zaman Amerika politikası üzerine yaptıkları çıkarımlar Türkiye’nin siyasi ve kültürel meselelerine yaptıkları yüzeysel yorumlardan daha isabetlidir. ABD eyaletlerinde neyin nerede meşhur olduğuna kadar ve New York’u ilçeleri ile bilen bu insanlar için İslam coğrafyası ve onun kültürel havzaları Amerika’nın zamanında bombaladığı yerlerden ibarettir. Bir Batman filmi üzerinden kötülük problemi tartışır, çizgi romanlar üstünden “estetik” mefhumu üzerine konuşurlar; ama İslam düşüncesinin aynı konulardaki birikimini görmezden gelirler. Hatta çoğu zaman, bu geleneklerin bu tür konular hakkında söyleyecek sözü olmadığını varsayarlar.

O kadar ki, kendilerini tamamen Batı’nın parçası gören Geekler, Doğuya ait kültürel ögeleri egzotik olduğu ölçüde beğenirler. Bu kişiler, sözgelimi, Çinli bir filozofun kainattaki nizam karşısındaki duruşuna hayran kalabilir; Japon bir tuvalet temizleyicisinin sade ve kabulleniş içindeki yaşamını “minimalist felsefe” olarak takdir edebilir. Ancak kendi dedesinin domates yetiştirirken “Sübhanallah” deyişindeki manayı, babaannesinin zorluk dolu hayatına “Elhamdülillah” ile bakışındaki kadim hikmeti anlamak ya da bu hakikate kıymet vermek onların akıllarına gelmez.

Geeklik, yüzeyde apolitik, eğlenceye dönük, zararsız, kültürel bir faaliyet gibi görünür. Ancak bu görünüm, Batı merkezli bir dünya görüşünü gönüllü olarak içselleştirmenin temelidir. Bu bireyler, dünyayı Batı’nın sunduğu anlatılar, karakterler ve kavramlar üzerinden okurlar. Bu yönüyle geeklik, modern seküler kültür endüstrisinin gönüllü ajanlığını üstlenmek anlamına gelir. Sözgelimi, Klasik Batı mitlerinin modern anlatımları olarak yorumlanabilecek Marvel’dan öğrendiği adalet, Star Wars’tan öğrendiği kader anlayışı, Black Mirror’dan öğrendiği ahlak fikri, ona İslam düşüncesini değil, Batı’nın post-modern hakikat anlayışını anlamlı kılar. İşte tehlike buradadır! Geek, zihnen Batılılaşmış bir birey olarak kendi toplumuna, kendi tarihine ve kültürüne yabancılaşmış, hâkim paradigmaya biat etmiş, post-modern bir kolonileşme biçimini temsil eder. Bu yüzden geeklik, yalnızca bir kültürel eğilim değil, aynı zamanda kimliğin ve mensubiyetin topyekûn Batı’ya itaatidir.

Bu kişilerin problemi Batı’yı bilmeleri değildir, bu elbette değerlidir. Problem, bu bilginin Doğu’ya, bilhassa İslam’a ve Türk yaşantısına karşı bir kibir aracı hâline getirilmesidir. Batı’yı bilen ama kendini tanımayan, hatta tanımaya gönülsüz olan bir grupla karşı karşıyayız. Bu bilinçli cehalet, entelektüel değil ideolojik ve politik bir pozisyondur. Geeklik, günümüzde sadece bir ilgi alanını değil, kültürel bir yönelimi ve kimlik aidiyetini temsil eder hâle gelmiştir. Bu kimlik, aslı Müslüman gençler içinde hızla yayılmakta ve kendi kültürel köklerinden kopuk bir güruh doğurmaktadır. Meselenin özü, geek gençlere düşmanlık değil; bir entelektüel pozisyonun, kendi değerlerinden habersizce Batı’ya teslimiyetine karşı uyanık olmaktır. Eleştirimiz, bilmeye, eğlenmeye değil; bilerek körleşmeye yöneliktir.

Leave a Reply