Adres
Başakşehir/İstanbul 34480
Adres
Başakşehir/İstanbul 34480

Haziran 2024’te Foreign Affairs’te yayımlanan bir makalede Hamas’ın savaş stratejisi Vietnamlı direnişçilerinkine benzetiliyor. Makaleden aktarılan kesitler bir direniş hareketinin doğasını anlamak ve Filistin direnişinin geleceğini öngörebilmek adına önemli ipuçları veriyor.
Amerikan basını Hamas’ı ABD’ye karşı Vietnam’da savaşan isyancılarla kıyaslıyor. Takip eden satırlar “Hamas Kazanıyor” başlığına sahip yazının bir özetidir:
İsrail’in 9 ay boyunca süren Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırıları Hamas’ı yenemedi, İsrail grubu yenmeye yakın bile değil. Tam aksine, tüm göstergelere göre Hamas şuanda 7 Ekim öncesinde olduğundan çok daha güçlü.
Hamas’ın saldırısından beri İsrail Gazze’yi 40 bin kişilik bir güçle işgal etti, nüfusun yüzde seksenini yerinden etti, 37 binden fazla insanı öldürdü, en az 70 bin ton bombayı Gazze üzerine bıraktı (2.Dünya Savaşı sırasında Londra, Hamburg ve Dresden üzerine bırakılan bomba miktarını aşan bir sayı bu) Gazze’deki tüm binaların yarısını hasarlı bıraktı ve bölgenin elektriğe, suya ve gıdaya erişimini kısıtladı, böylece tüm nüfusu kıtlığın eşinde bıraktı.
Pek çok gözlemci İsrail eylemlerinin ahlakiliğini sorgulasa da ülkenin liderliği, Hamas’ı yenme hedefinin diğer tüm etik kaygılardan önce gelmesi gerektiği konusunda ısrarcı. Nüfusun cezalandırılması bu amaç uğruna gerekli olarak görülmeli.
Fakat İsrail’in saldırısı sayesinde Hamas aslında güç kazanıyor. Aynı Vietkong’un 1966-67 arasında ABD ordusunun Güney Vietnam’ı yerle bir eden “bul ve yok et” operasyonlarından güçlenerek çıkması gibi, Hamas hala izi sürülemez durumda ve ölümcül bir gerilla gücüne dönüştü- birkaç ay evvel tamamen temizlendiği söylenen kuzey bölgelerinde operasyonların yeniden başlaması buna bir işaret.
İsrail’in stratejisindeki ana kusur bir taktik başarısızlıkla yahut ordu üzerine katı kısıtlamaların empoze edilmesiyle ilgili değil- aynı ABD’nin Vietnam’daki başarısızlığının teknolojisinin efektifliği yahut askeri gücün ahlaki ve politik kısıtlarıyla çok az ilgisi olması gibi. Asıl kusur, Hamas’ın güç kazandığı kaynakların çok derin bir şekilde yanlış anlaşılması. İsrail, Gazze üzerine kustuğu ölüm selinin aslında düşmanını daha güçlü yaptığını anlamakta başarısız oldu.
Hükümet ve analistler aylar boyunca öldürülen militan sayısına odaklandılar, sanki istatistikler İsrail’in askeri başarısının asıl ölçütüymüş gibi. Evet, çok fazla Hamas savaşçısı öldürüldü. İsrail Hamas’ın toplam 30 yahut 40 bin savaşçısından 14 binini öldürdüğünü söylüyor, Hamas ise yalnızca 8 bin kişiyi kaybettiği konusunda ısrarcı. ABD istihbaratı ise gerçek rakamın 10 bin olduğunu işaret ediyor.
Ancak bu sayılara aşırı odaklanmak Hamas’ın gerçek gücünü değerlendirmeyi imkansız kılıyor. Büyük kayıplara rağmen Hamas sivil nüfusun yoğunlaştığı alanlar dahil Gazze’nin ciddi bir kısmını de facto olarak elinde tutuyor. Grup hala Gazze nüfusundan ciddi destek alıyor. İsrail kaynaklarına göre IDF’nin yüzlerce askerini kaybetme pahasına ele geçirdiği kuzey Gazze’de Hamas’ın artık güneyde olduğundan daha fazla savaşçısı var.
Hamas şuan pusuları, genellikle patlamamış mühimmattan yahut IDF’den ele geçirilen silahlardan yapılan ev yapımı bombaları ve- Netanyahu’nun ulusal güvenlik danışmanının en iyi tahminle 2024’ün sonuna kadar süreceğini düşündüğü- uzun bir süreye yayılmış operasyonları kapsayan bir gerilla savaşı yürütüyor. Hamas hala İsrail topraklarının içinde saldırılar yapabiliyor, muhtemelen 15 bin silahlı savaşçısı var- bu sayı 7 Ekim operasyonunu gerçekleştiren militan sayısından neredeyse 10 kat fazla. Grubun tünel ağının yüzde 80’inden fazlası kullanılabilir durumda. Lider kadrosunun çoğuna hala ulaşılamadı. Sonuç olarak, İsrail’in agresif askeri politikası Hamas’a İsraillilere saldırma imkanını veren uzun bir yıpratma savaşı yarattı.
Geçmişteki başarısız isyan bastırma operasyonları hep düşmandan ölü ele geçirilen ceset sayısına odaklandı. İsrail ordusu şuan zamanında ABD’nin Afganistan’da düştüğü aynı tuzağa doğru ilerliyor. Dikkati ceset sayısına vermek taktik ve stratejik hedefleri karıştırma ve düşmanın kayıplarıyla birlikte stratejik gücünün de artıp artmadığını gösteren verileri görmezden gelme eğilimi barındırır. Bir gerilla grubu için gücünün asıl anahtarı güncel olarak sahip olduğu militan sayısı değildir, gelecekte yerel topluluktan kendi saflarına katabileceği potansiyel militanların sayısıdır.
Hamas gibi grupların asıl gücü analistlerin devletlerin gücünü analiz ederken kullandığı- ekonomik büyüklük, askeri teknoloji, dış destek yahut eğitimin kalitesi gibi- geleneksel ölçütlerden gelmez. Güçlerinin asıl kaynağı ait oldukları toplumdan gelen örgüte yönelik desteğin ölçeği ve yoğunluğudur. Bu tip silahlı gruplar gönüllü katılımlara güvenirler, bu gönüllüler bir aile üyesinin çatışmada ölümü yahut daha genel anlamda egemen gücün aşırı şiddet kullanımı gibi nedenlerle öfkeyle dolmuştur. Hizbullah Lübnan’da Şii nüfusun yoğun desteğiyle büyüyüp gelişti ve küçük bir silahlı gruptan neredeyse 40 bin kişilik bir askeri gücü besleyen ana akım bir siyasi partiye dönüştü. Bu dinamikler Hamas’ın hala nasıl direnişe önderlik edebildiğini anlamamızı sağlıyor. Örgütün gerçek gücünü değerlendirmek için analistler, Filistin topluluğu içindeki gruba yönelik desteğin durumunu incelemeli.
Filistin Politik Anket Araştırma Merkezi tarafından Haziran 2023’den 2024’ün Haziranına kadar sürdürülen 5 ayrı anket oldukça çarpıcı bir sonuç sunuyor: Her açıdan, Hamas’ın Filistinliler arasında 7 Ekim öncesinden daha büyük bir desteği var. Hamas’a yönelik siyasi destek özellikle rakip siyasi hareketlerle kıyas edildiğinde ciddi oranda arttı. Hamas ve onun esas rakibi El Fetih Haziran 2023’de kabaca eşit derecede destek topluyorlardı. Oysa 2024 Haziran’ında Hamas’ın desteği El Fetih’i (yüzde 40’a karşılık yüzde 20’lik bir oranla) ikiye katladı.
Hamas’ın Gazze’ye yönelik son saldırıları ne İsrail sınırları içindeki İsraillilere yönelik saldırılara ne de 7 Ekim harekatına yönelik desteği azalttı. Mart 2024 itibarıyla, Filistinlilerin yüzde 73’ü Hamas’ın 7 Ekim saldırısını başlatmakta haklı olduğuna inanıyordu. Eğer yalnızca İsrail’in karşı saldırısının şiddeti değil, aynı zamanda Eylül 2023’te Filistinlilerin sadece yüzde 53’ünün İsrail’e yönelik silahlı taarruzu desteklediği düşünülürse, bu rakamlar oldukça yüksek.
Hamas şuanda Gazze nüfusunu kendi bayrağının etrafında toplamayı başardı ki bu da Filistinlilerin neden İsrail’e Hamas liderlerinin konumu gibi konularda istihbarat sağlamaya isteksiz olduğunu da açıklıyor. İsrail’e saldırılmasına yönelik desteğin Batı Şeria’daki Filistinliler arasında da artması, Hamas’ın tüm Filistin nüfusu boyunca politik mevziler kazandığını gösteriyor.
Anket verileri aynı zamanda İsrail saldırısının Filistinlilerde yarattığı etkileri de gösteriyor. Gazzeli Filistinlilerin yüzde 60’ı bir aile üyelerinin sürmekte olan savaşta öldürüldüğünü söylerken, yüzde 75’inden fazlası bir aile üyelerinin öldürüldüğünü yahut sakatlandığını söylüyor. Bunlar savaş öncesi oranlara göre oldukça yüksek. Bu cezalandırma politikası Hamas’a olan desteği azaltmaya yönelik hiçbir ciddi caydırıcı etki gösteremiyor.
Evet, İsrail Hamas’ın militanlarının çok ciddi bir kısmını öldürdü ancak bu kayıplar örgüte katılmaya istekli bir sonraki jenerasyon tarafından çoktan telafi edildi. Bu yeni askerler savaşa katılana kadar tüm göstergeler Hamas’ın şu anki savaşçılarının İsrail’e karşı bir gerilla savaşı vermeye her zamankinden daha istekli olduğuna işaret ediyor. 9 ay boyuna süren savaştan sonra artık gerçekle yüzleşme zamanı: Hamas, sahip olduğu savaşçıların toplam sayısından çok daha fazlası. O bir fikir olmaktan da çok daha fazlası. Hamas bir sosyal ve politik hareket ve yakın zamanda ortadan kaybolmaya hiç niyeti yok.
İsrail daha fazla Hamas savaşçısını öldürebilir ancak bu sadece yerel nüfus ve Hamas arasındaki bağları güçlendirecek. Geçen 9 ay boyunca, İsrail zincirlerinden koparılmış bir askeri şiddeti Gazze’nin üzerine saldı ve hedeflerinin herhangi birine ulaşmak konusunda çok az ilerleme kaydetti. Hamas ne yenildi ne yenilmenin eşiğinde ve onun davası şuan çok daha popüler. Filistinlilerin geleceğiyle ilgili onların da kabul edebileceği bir planın yokluğunda, Filistin direniş örgütleri ortaya çıkmaya devam edecek. Ancak İsrail politikacıları böyle bir planı kabul etmeye 7 Ekim öncesinde olduklarından daha istekli değil. Gazze’de devam eden trajedinin biteceğine dair çok az işaret var. Savaş devam edecek, daha fazla Filistinli ölecek ve İsrail’e yönelik tehdit büyümeye devam edecek.